..
..
17/7/2008 · Kategori: SIIR
Dönülmez akşamın ufkundayız. Vakit çok geç
Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç.
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan,
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan,
Geçince başlayacak bitmeyen sükünlü gece,
Gruba karşı bu son bahçelerde, keyfince,
Ya şevk içinde harabol, ya aşk iç inde gönül.
Ya lale açmalıdır göğsümüzde, yahut gül.
( Yahya Kemal Beyatlı )
YAZININ DEVAMINI OKU...
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
11/7/2008 · Kategori: SIIR
bir oğlum olacak adı temmuz
uykusuz
korkusuz
beter mi beter
ben beynimi satarak yaşıyorum
o benden proleter
bir oğlum olacak adı temmuz
karataşın göbeğinde aşk
karataşın göbeğinde barış
karataş çatladı çatlayacak
bende bitmeyen kavga
onda yeniden başlayacak
bir oğlum olacak adı temmuz
öfkede benden fırtına
sevgide deniz
ne samanyollarının ulu kervanları susuzluğumun
ne kutupm şafaklarında tanrılaşması ilkelliğimin
temmuz gibi sıcak ve bereketli
temmuz gibi uçsuzbucaksız
bir oğlum olacak adı temmuz
dilinde en güzel sesi türkçemin
..........
..........
YAZININ DEVAMINI OKU...
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
11/7/2008 · Kategori: SIIR
Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir. şüphesiz ki
Yaşamı tersten yaşamak daha güzel, hatta mükemmel olurdu. Nasıl mı?
Cami'de uyanıyorsunuz. Bir tahta sandık içersinde, herkes
Karsınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar
helal edilmis vaziyette.Tabuttan doğruluyorsunuz, yaşlı, olgun ve
ağırbaşlı olarak. Herkes etrafınızda, büyük bir itibar, iltifatlar,
çocuklar torunlar hepsi hazır.
Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz. Doğar doğmaz devlet Size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaş, hazır ev...
Altmışlı yaşlara kadar herşey garanti, huzur içinde
yaşıyorsunuz.
Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor,
kuvvetleniyorsunuz. Bir gün çalismak istiyorsunuz ve işe ilk
başladığınız gün size hoşgeldin hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz...
Ve Genel Müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir
insan olarak işe basliyorsunuz. Herkes karışnızda elpençe divan...
Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor.
Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz. Diğer hormonal
aktiviteler artıyor, fevkalade... Aman ne güzel günler başlıyor...
Derken birgün patron size artık Üniversiteye gitsen daha iyi
olur diyor. Çalışmayı bırak, okumaya başla, harçlığın benden
olsun..." Keyfebakar mısınız? Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor. Ekmek elden, su gölden bir dönem başlıyor. Partiler, Diskotekler, Kızların sayısı artıyor.
Derken Anne ve Babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor, araba kullanma derdi de yok artık.. Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, "evde
otur, keyfine bak, oyuncaklarınla oyna" diyorlar... Mamanız
ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar, hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve Hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz... Derken Anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor ve başka bir keyifli dönem başlıyor. Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır...
Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz. Beslenmek
için ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor, sıcacık,
yumuşacık, gürültü ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz. Küçülüyor,
kücülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
Ve günün birinde müthiş keyifli bir orgazm ile hayatınız bitiyor...
CAN YÜCEL
YAZININ DEVAMINI OKU...
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
2/7/2008 · Kategori: SIIR

Hoşgeldin çocuğum
Aramıza hoşgeldin
Sana layık değil ama
Dünyamıza hoşgeldin!
Bir yanda ateş silah
Bir yanda bin bir eyvah
Bizim bu suç bu günah
Affet bizi çocuğum!
Çocuğum ağlama
Yüreğim taş değil
Böyle bir dünyaya
İsyanım boş değil!
Bir bilsen çocuğum
Acımızı bir bilsen
Daha neler görürsün
Biraz daha büyüsen!
Bu bir ekmek kavgası
Bu bir emek sevdası
Dünya kurtlar sofrası
Gözünü aç çocuğum!
Çocuğum ağlama
Dört mevsim kış değil
Yarınlar senindir
Umudum boş değil!
AHMET SELÇUK İLKAN
YAZININ DEVAMINI OKU...
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
2/7/2008 · Kategori: SIIR


Artık gidebilirsin gideceğin yere Sana kal diyemem son ümit senden olsun Senden olsun son pişmanlık Hayır diyemem Bil ki Seni artık sevemem O bitimsiz anılar gelse de aklıma Göz göze diz dize oluşumuz Birlikte yaşadığımız günler Geceler de gelse aklıma Sana dönemem Her masal gibi bitti bugün O kısacık mutluluğumuz Belki yalandı Belki yalan gibi bir şeydi Seninle mesut oluşumuz Şimdi ellerini görüyorum boşlukta çaresiz Gözlerini görüyorum en acı hüzünlerle dolu Oysa Ne kadar yalvarsan da Ne kadar ağlasan da Artık evet diyemem İnsanlar kendi çizer kaderlerini Seni affedemem...
AHMET SELÇUK İLKAN |
YAZININ DEVAMINI OKU...
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
1/7/2008 · Kategori: SIIR
özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
''git artık'' demek
''beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa''
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....
CAN YÜCEL
YAZININ DEVAMINI OKU...
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
« Önceki ::